Çiftlikköy Mah. 32322 Sk. Onuk Plus Sitesi No: 20 Kat: 5 Daire: 12 Yenişehir-MERSİN
Çiftlikköy Mah. 32322 Sk. Onuk Plus Sit. No: 20/12 Yenişehir MERSİN
Uyku Bozuklukları

Uyku Bozuklukları

“Geceleri benim için o kadar zor geçiyor ki. Bütün ev halkı uyuyor, benim hala uykum gelmiyor. ne denediysem olmadı. Yatıyorum yatağa, fırıldak gibi bir o yana bir bu yana dönüp duruyorum. Uyuyamadıkça daha çok sinirlerim bozuluyor. Sabaha karşı biraz dalıyorum. Sabah saat çaldığında işe gitmek için kalkmam gerekiyor ama ben henüz uykumu alamaış bir şekilde, dayak yemiş gibi kalkıyorum. Tüm günümü de yorgun geçiriyorum.”

Uyku ile ilgili yakınmalar genel nüfusta en çok bildirilen şikayetlerdendir. Uyku ile ilgili şikayetler genel tıp hastalarında da en yaygın yakınma konularından biridir. Uyku bozukluklarının ne kadar yeti yitimine ve rahatsızlığa neden olabileceği yeni yeni anlaşılmaya başlanmıştır. Bugün biliyoruz ki uykusuzluk çeken kişiler depresyon ve anksiyete bozukluğu gelişmesi açısından risk altındadır.

Uyku bozuklukları aynı zamanda zihinsel fonksiyonların düzgün çalışmaması ile de ilişkilidir. Bu nedenle yetersiz uykunun iş veriminde düşüklük ve trafik kazalarında artış ile yakından ilişkili olması şaşırtıcı değildir. Bunlara ek olarak, uyku bozuklukları kardiyovasküler hastalıklara yakalanmaya yatkınlık yaratıyor ve ölüm riskini arttırıyor gibi görünmektedir.

Bir çok kişi farkında olmadan uykuya zarar veren alışkanlıklar edinmektedir. Örneğin, uykusuzluk çekenler uyku eksikliğini çoğunlukla sabah uyanma saatini geciktirerek ya da gün içinde “şekerleme” yaparak gidermeye çalışırlar. Oysa bu gece uykusunu daha da bozan bir sonuç yaratır. Bu kişilere belirli bir uyanma saatine düzenli olarak uymaları ve şekerlemelerden kaçınmaları önerilmelidir. Uyku hijyeni kurallarına uymak uykuyu düzenlemede en önemli kuraldır.

YETERSİZ UYKU SENDROMU

Bu sendromda, hasta genellikle sosyal veya mesleki gereklilikler nedeniyle, yatakta geçirdikleri zamanı kendi istekleri ile azaltırlar. Uyku azalması gecede 1 saat kadar kısa olsa da, bu durum uzun vadede gün içinde hipersomnolans ve işlev kaybına yol açabilir. Bu kişilerde genellikle tatil günlerinde yatakta kalma zamanında bir uzama gözlenir. Burada gün içindeki uykululuk dönemlerini uyarıcılarla tedavi etmeye çalışmak yerine, kişinin gece uykularını günlük bir düzen içinde uzatmaya çalışması önerilmelidir.

PSİKOFİZYOLOJİK İNSOMNİ

İnsomniyi (uykusuzluk) başlatan şey çeşitli stres etkenleri ve durumlar olabilmesine rağmen, bu durumun süregitmesine neden olan birtakım etkenlerin ortaya çıkması (örneğin, uyku vaktine doğru gelişen şartlı uyarılmışlık hali gibi), başlatıcı durumun ortadan kalkmasından sonra da insomninin devam etmesine yol açabilir. Hastalarda yine uykusuz bir gece ve onu takiben yine yorgunluk hissi ile geçen bir gün yaşanacağı yönünde bir beklenti anksiyetesi gelişir. Tipik olarak, uyku vakti yaklaştıkça anksiyete artar ve yatağa girme ile en üst düzeye çıkar. Bu durumdan muzdarip kişiler genelde uykusuzluklarına odaklanarak yatakta saatlerce uyanık kalır ve sonuçta bu da insomniyi daha da arttırır. Kalıcı psikofizyolojik insomni sıklıkla diğer uyku bozukluklarının bir komplikasyonu olarak da ortaya çıkabilir.

Tedavide davranışsal ve farmakolojik yöntemler uygulanabilir. En yaygın davranışsal yaklaşım gevşeme eğitimidir. Bu eğitim ile öğrenilen gevşeme yöntemi uykuya yatmadan önce hasta tarafından kullanılarak anksiyete azaltılmaya çalışılır. Bu yönteme genellikle bilişsel psikoterapi de eklenir. Bu yolla, hastanın günlük olumsuz olaylar ya da ertesi günkü sınavlar gibi uykuya olumsuz etki eden gerginlik yaratıcı düşünceleri saptaması ve bunları zihninden uzaklaştırması sağlanır. Ayrıca, hastanın uykusuzlukla ilgili korkularını yenmesine de çalışılır.

Uyaran kontrol tedavisi adı verilen yöntemde yatak odası ortamı ile gerginlik hissi arasındaki ilişki kırılmaya çalışılır. Hastanın yatağı yalnızca uyumak için kullanması, yatakta televizyon izlemek ya da kitap okumak gibi aktivitelerden kaçınması ve yatakta uyumaya çalışarak geçirdiği sürenin 10 dakikadan fazla olmaması önerilir. Uyuyamadığı zaman kalkıp başka bir odaya geçmesi ve ancak yeterince uykusu geldiği zaman yatağa dönmesi söylenir. Hastalar bunu gerekli olduğu sürece tekrarlar ama ne kadar geç uyurlarsa uyusunlar, normal uyanma zamanına uymaları gereklidir. Ayrıca, gün içinde uyumaktan kaçınmaları da teşvik edilir.

Bu türlü insomnide hipnotik ajanlar da oldukça etkilidir. Bu ilaçlar hastalara birkaç gece düzgün bir uyku sağlar ve böylece bu hastalığın tam kalbinde yer alan, bir türlü düzelmeyen insomni hali ile ilgili endişelerin azalmasına yardımcı olur. Hipnotik ilaçlar kısa süreli bir tedaviden sonra yavaş yavaş kesilebilir. Son olarak, hangi tedavi yöntemi seçilirse seçilsin, tedavi süresince ve sonrasında uyku hijyeni uygulamalarına hassasiyetle uyulmalıdır.

UYKU APNE SENDROMLARI

Uyku apne sendromunun iki tipi obstrüktif uyku apne (OUA) sendromu ve merkezi uyku apne (MUA) sendromudur.

OUA belirtileri şunlardır: Yüksek sesle horlama, uyku sırasında solunumun uzun süre durduğunun bildirilmesi, gündüz uyku hali, rahatsız, dinlendirmeyen uyku, kilo artışı. Apneler (solunumun durması) beynin ani yaygın aktivasyonu sonucunda uyarılma ile sonlanır. Uyarılmalar ileri derecede uyku bölünmesine ve uyku kalitesinin bozulmasına yol açar ki bu da gün içinde hipersomnolansa ve çeşitli emosyonel sorunlara neden olur.

OUA olan hastalarda kardiyovasküler hastalıklar yaygındır. Cinsel istek azalması, empotans ve boşalma bozukluğu hastaların üçte birinde saptanabilir. Tedavi edilmezse, OUA mortalite artışı ile ilişkili olabilir. Depresyon da oldukça yaygındır ve çoğu zaman irritabilite, anksiyete artışı ve bazen de saldırgan davranışlar ile kendini gösterebilir. Hastaların eşleri hastalık şiddeti arttıkça hastanın kişiliğinde ani değişiklikler fark edebilir. Bir çok hastada anksiyeteyi kontrol edebilmek için alkol ve uyanık kalabilmek için de uyarıcı ilaç kötüye kullanımı görülebilir.

Kesin tanısı uyku laboratuvarlarında yapılan polisomnografi ile konan OAS tedavisinde en yaygın olarak kullanılan yöntem sürekli pozitif havayolu basıncı (continuous positive airway pressure, CPAP) uygulamasıdır. Diğer yöntemlerden lazerli uvuloplasti son dönemde cerrahi uvulopalatofaringoplasti operasyonundan daha popüler hale gelmiştir. Trakeostomi patojenik apnenin kesin tedavisini sağlayabilir, ancak bu girişim CPAP veya diğer yöntemlerden fayda görmeyen şiddetli apne olguları için uygulanmaktadır. Farmakolojik ajanlar hafif olgularda faydalı olabilir. Oksijen tedavisi ve kilo verilmesi de tedavide ek faydalar sağlayabilir. Alkol, hipnotik ilaçlar ve diğer santral sinir sistemi depresanları belirtileri arttırabileceğinden, hastaların bunlardan kaçınması önerilmelidir.

NARKOLEPSİ

Narkolepsi yaşamboyu süren ve yaklaşık 2000 kişiden birinde görülen bir bozukluktur. Nedeni bilinmemekle birlikte, beyinde uyku ile ilgili merkezlerdeki bir nörokimyasal anormalliğe bağlı olabileceği düşünülmektedir. Hastaların yarısında birinci derece akrabalarda da narkolepsi öyküsü olması sebepleri arasında genetik etkenlere işaret etmektedir.

Narkolepsi belirtileri şunlardır: Gündüzleri olan ısrarlı uykululuk hali, genellikle uyanık halde iken yaşanan öfke, şaşırma, sevinme gibi duygusal tepkileri ya da fiziksel aktiviteyi takiben oluşan ani kas paralizisi veya parezisidir (katapleksi), uykuya dalarken ya da uykudan uyanırken görülen hallüsinasyonlar, uykuya daldıktan kısa süre sonra oluşan ve birkaç saniye ila birkaç dakika süren, istemli kasların felci (uyku paralizisi ), çok sayıda uyanma ve yarı uyanma ile belirli rahatsız ve huzursuz uyku.

Gün içindeki aşırı uyku atakları nedeniyle, narkolepsi hastalarında iş kayıpları veya kişilerarası sorunlar gibi birtakım psikososyal sorunlar gelişebilir. Bu hastalar aynı zamanda uygun olmayan durumlarda uyuya kalma nedeniyle araba kazalarına ve sürekli yaralanmalara da yatkındır. Birçoğunda depresyon, anksiyete ve madde kullanım sorunları gelişebilir.

Narkolepsi tanısı polisomnografik incelemelerle doğrulanmalıdır.

Hafif olgularda, aşırı uykulu olma hali yatakta yeterince zaman geçirmenin sağlanması, günde 2 ya da 3 kez kısa uykular uyunması, alkol ve diğer sedatize edici ajanlardan kaçınılması gibi yöntemlerden yarar görebilir. Aşırı uykululuk için uyarıcı ilaçlar kullanılılabilir. Narkolepsi hastaları ilaç tedavisinin yanı sıra duygusal açıdan da desteklenmelidir. Hastanın, yakınlarının ve hastanın yaşamındaki diğer kişilerin (öğretmen, işveren, arkadaşlar, vb) narkolepsi hakkında bilgilendirilmesi de önemlidir. Çünkü hastanın uykulu hali bu kişiler tarafından maksatlı ortaya çıkarılıyormuş gibi algılanabilir ya da tembellik, isteksizlik veya umursamazlık gibi değerlendirilebilir. Bu bilgilendirme hastalara işyerinde 2-3 uyku molası kullanma hakkı da sağlayabilir. Hastalar araç kullanırken ya da benzeri durumlarda belirtilerin ortaya çıkabileceği konusunda uyarılmalıdır.

HUZURSUZ BACAK SENDROMU

Ekbom hastalığı olarak da bilinen bu bozukluğun ana bulgusu alt ekstremitelerde “sinir bozucu” bir rahatsızlık duygusu ve yatağa girdikten sonra uykuya dalmadan hemen önce olan engellenemeyen tarzda tekme hareketleridir. Hastalar bu hareketlerin farkındadır ve rahatlamak için bacakları germe, sallama ve yürüme gibi çarelere başvururlar. Sonuç olarak, uykuya dalma güçlüğü yaşarlar. Birçok hasta depresif, irritabl ve öfkelidir. İş kaybı ve ilişki sorunları oldukça yaygındır.

Gebelik, yorgunluk, çevresel sıcaklığın çok düşük ya da çok yüksek olduğu ortamlar, kafeinli içeceklerin tüketilmesi, trisiklik antidepresanlar ve ilaç çekilme sendromları belirtileri arttırabilir.

Günümüzde çeşitli ilaçlarla hastalık bulguları kontrol altına alınabilmektedir.